Bu sayfa JavaScript ile tam olarak çalışır. Aşağıdaki metin ve bağlantılar, JavaScript olmadan da arşive erişilebilsin diye sunulmaktadır.
ABD'de yerel mahkeme Yüksek Mahkeme'nin kararına uymazsa nasıl bir kargaşa doğar, tahmin edin. Şimdilerde Türkiye'de bu oluyor.
Umar Farooq · Los Angeles Times · 29 Ocak 2018
Alt mahkemelerin ülkenin en üst mahkemesinin hapisteki gazetecilerin serbest bırakılmasını öngören kararını uygulamayı reddetmeleri, Türkiye'yi bir anayasal krize sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmakta. Olay hukukun üstünlüğünü savunanları sarstığı gibi Türkiye'nin çeşitli Avrupa kuruluşlarındaki üyeliği açısından sonuçlar doğurabilir.
Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'nin 11 Ocak'ta, 6'ya 11 çoğunlukla aldığı, 2016'daki darbe girişimine karıştıkları iddiasıyla alt mahkemelerce tutuklu olarak yargılanmakta olan iki gazetecinin karar verilene kadar serbest bırakılmalarına karar vermesi krize yol açtı. Zira dört ayrı alt mahkeme kararı uygulamayı reddetti.
Washington merkezli Freedom House / Özgürlük Evi adlı insan hakları ihlallerini izleme kuruluşunda proje yöneticisi olan Nate Schenkkan, "Alt mahkemelerin kararları şoke edici" diyor. "En üst mahkeme bir karar aldı mı uygulanması gerekir; bunun başka yolu yoktur. Hükümet anayasayı değiştirmek istiyorsa değiştirebilir; ama söz konusu olan bu değil. Olay, bir alt mahkemenin üst mahkemeye, 'Evet üs mahkemesiniz ama kararınız yanlış' iddiasında bulunması."
Tartışmanın odağında, her ikisi de ülkenin önde gelen gazetelerinde köşe yazan siyaset bilimi profesör Şahin Alpay ile iktisatçı Mehmet Altan var. Her ikisi de Temmuz 2016'da, 250 kişinin ölümüne yol açan askeri darbe girişiminden sorumlu tutulan bir din adamı olan Fethullah Gülen'e bağları olduğu gerekçesiyle tutuklandılar. Alpay, Gülen'le bağı olan ve kapatılan Zaman gazetesinde köşe yazıyordu. Gazetenin birçok çalışanı aynı gerekçeyle yargılanmakta. Gülen'in başında olduğu örgütlenme, hükümet tarafından terröristlikle suçlanmakta.
Yargılanma sırasında iki yazar da darbe girişiminden haberleri olmadığını söylediler. Her ikisinin de "hükümeti devirmeye çalışmak" ve "darbe girişiminden haberli olmak" suçundan ömür boyu hapisle cezalandırılmaları isteniyor. Anayasa Mahkemesi ise, sanıkların yargılanma öncesinde tutuklanmalarını ölçüsüz buldu. Yargılanmaları devam ederken serbest bırakılmalarını istedi.
Schenkkan'a göre, 2010 yılında kabul edilen anayasa değişiklikleri uzun süreli tutuklamalara karşı Anayasa Mahkemesi'ne başvurulabileceğini öngörüyor. Ne var ki, o değişikliklere öncülük eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şimdi bunları etkisiz kılmaya çalışmakta. Birçoğu terörizm suçlamasıyla 150'den fazla gazeteci dahil 50.000'den fazla kişi tutuklu bulunuyor ve ülke bir buçuk yıldan uzun bir süredir olağanüstü yönetim altında.
Hükümetin muhaliflerine göre, alt mahkemelerin aldığı kararlar Gülen hareketi üyesi olmalarından kuşkulanan kişilerin yargılanmasını sağlamaya yönelik bir siyasi adım. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ yüksek mahkemenin kararından bir gün sonra twitter'e şunları yazdı: "Anayasa Mahkemesi anayasanın ve yasaların çizdiği sınırları aşmıştır." Başbakan Binali Yıldırım da, sanıkların tutukluluğu konusunda karar vereceklerin "dava hakkında tam bilgiye sahip" alt mahkemeler olması gerektiğini söyledi.
Hukukçular ise, alt mahkemelerin aldığı kararın davayla değil Alpay ve Altan'ın çok uzun süredir tutuklu olmalarıyla ilgili olduğuna dikkat çekiyor. Türk Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu İstanbul'da toplanan bir hukuk konferansında, "alt mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararına derhal uymak zorunda olduğunu" söyledi. "Bunu anlamak için doktoralı ya da profesör olmak gerekmiyor," dedi.
Basında Hakkımda Yazılanlar