Bu sayfa JavaScript ile tam olarak çalışır. Aşağıdaki metin ve bağlantılar, JavaScript olmadan da arşive erişilebilsin diye sunulmaktadır.
Boyun eğmeyen susturuluyor…
Rainer HERMANN · Frankfurter Allgemeine Zeitung · 29 Temmuz 2016
Erdoğan önce gazetecileri hapse attırdı, sonra da yazılı ve görsel medyayı susturdu ve yayınevlerini kapattırdı.
Tutuklananlar arasında yazar Şahin Alpay da var. Alpay’ın yaşadıkları, ülkede özgür basının nasıl yok edildiğinin canlı bir örneği...
Türkiye’nin en çok satan gazetesi olan ve 4 Mart’tan (2016) bu yana kayyum tarafından yönetilen ‘’Zaman’’ artık resmen yasaklanmış bulunuyor. 26 Temmuz Salı günü gazetenin yayın kadrosu ve köşe yazarlarından 47 gazeteci sabahın erken saatlerinde gözaltına alındı. Bunlar arasında, geçmiş yıllarda Erdoğan’ı hiç sakınmadan eleştirmiş olan ve ülkenin önde gelen liberal aydınları arasında sayılan Şahin Alpay da var.
Oysa 2007 parlamento seçimlerinden önce, o sıralar başbakan olan Erdoğan tarafından Alpay’a AKP’den adaylık teklif edilmiş; Alpay ise bağımsızlığını koruma adına bu teklifi reddetmişti. Aynı Erdoğan’ın emriyle şimdi evi aranıyor ve kendisi de evinden alınarak gözaltına alınıyor. Alpay’ın Erdoğan karşısında bağımsızlığını sonuna kadar savunmuş olmasının bedeli özgürlüğünü kaybetmesi oluyor. Bütün suçu, Erdoğan karşısında eğilmemiş ve Türkiye’deki bütün diğer gazetelerden daha fazla özgürlükçü olan, ama Fethullah Gülen Hoca’ya yakınlığıyla bilinen ‘’Zaman’’ gazetesinde yazmış olması.
‘’Türkiye’de liberal olmak komünist olmak kadar kötüdür’’ demişti Şahin Alpay son buluşmamızda. Aslında kendisi ikisini de yaşamıştı; yakın Türkiye tarihinin kırılma ve çatışma hatlarını bütün netliğiyle ortaya koyan bir biyografiye sahipti. Doğumundan yirmi yıl önceki Türkiye-Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesiyle Ege kıyılarındaki Ayvalık’a yerleştirilmiş olan bir ailenin çocuğu olarak 1944’te dünyaya gelmişti. 1961’de bir öğrenci değiş-tokuşu programıyla ABD’ye gitmişti. İlk kez orada Türkiye tarihine ilişkin farklı bir bakış olduğunu görmüş, ilk kez orada 1915 Ermeni Soykırımı’ndan haberdar olmuştu. Ülkeye döndükten sonra Doğu Perinçek’in komünist partisi TİİKP’ye (Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi) katılmış, 1968 yılındaki gençlik hareketi sırasında öğrenci liderlerinden biri olarak Maocu saflarda yer almıştı.
1971 yılındaki askeri darbeden sonra Filistin Kurtuluş Örgütü’ne sığınmış, daha sonra da İsveç’e giderek doktora eğitimini tamamlamıştı. Alpay İsveç’i ‘sosyal demokrat çamaşır makinası’ olarak tanımlardı; çünkü orada her geçen yıl biraz daha ortaya doğru kayarak, sonunda sosyal demokrat ve liberal çizgide yer almıştı.
Türkiye’ye döndükten sonra 1982 yılında komünist gençlik yıllarından arkadaşı olan Hasan Cemal’in teklifiyle İstanbul’da ‘’Cumhuriyet’’ gazetesinde çalışmaya başlamıştı. Atatürk tarafından kurulmuş olan Cumhuriyet Gazetesi o yıllarda kuşaklararası bir bölünme yaşamaktaydı. Genç yazı işleri kadrosu gazeteyi Türkiye’nin bir referans organı haline dönüştürmeyi isterken, Atatürk’ün mirasının mührünü elinde tutan İlhan Selçuk etrafındaki yazarlar ise demokrasiyi dikkate almaksızın askeri vesayetin koruyuculuğuna duydukları inançla kemikleşmiş Atatürkçü ideolojiye sımsıkı sarılmaktaydı.
Gazetenin güçlü adamı İlhan Selçuk Şahin Alpay’ın liberal, sosyal demokrat görüşlerini anlayamıyor ve reddediyordu. Onu kenarda bıraktığı gibi sürekli saldırıyordu da... Alpay bu dönemi mesleğinin en mutsuz yılları olarak hatırlayacaktır. Eski Kemalist çimentodan dökülmüş Selçuk’un 1992’de Hasan Cemal’e karşı yürüttüğü güç mücadelesini kazanmasıyla, liberal Alpay da yazı işlerinden uzaklaştırılır.
Bunun üzerine Ankara’ya giderek siyasete girmeyi dener. Ama bu yolculuk da sekiz ay gibi kısa bir sürede noktalanır. Cumhuriyet Halk Partisi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal siyaset bilimci Şahin Alpay’ı danışman olarak atamıştır gerçi, ancak o da bütün diğer Türk politikacıları gibi her şeyi en iyi kendisinin bildiğine inandığı için başkasına danışma konusunda epey dirençlidir. Alpay havlu atar ve gazeteciliğe dönmeye karar verir. O zamanlar bağımsız çizgide olan ‘’Sabah’’ gazetesinden bir tam sayfa editörlüğü teklifi alır. ‘’Entelektüel Bakış’’ başlıklı bu sayfada her gün aktüel gelişmeler özgün yorum ve röportajlarla ele alınacaktır.
Bu defa da ülkenin içine yuvarlandığı ekonomik kriz Alpay’a çıkış kapısını gösterir. 1994’te ‘’Sabah’’ ekonomik darboğaza düşünce tasarruf yoluna gider ve Alpay’ın iddialı sayfasını iptal eder. Bunun üzerine büyük medya patronu Aydın Doğan aynı sayfayı ‘’Milliyet’’ gazetesinde yapmasını teklif eder.
Alpay’ın yönetimindeki bu sayfa uzun yıllar boyunca ülkede kamuoyunun belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca aynı dönemde yine Aydın Doğan imparatorluğu bünyesinde yeni kurulmuş olan CNN Türk haber kanalında kendisine bir platform açılır. Bu yıllar meslek hayatının en güzel dönemidir.
Alpay bu sıralar Kürt sorununa ilişkin olarak yaptığı haberler yüzünden Türk İstihbaratı tarafından defalarca uyarılsa da Milli İstihbarat Teşkilatı ile askeri istihbaratın doğrudan saldırısına hiçbir zaman maruz kalmaz. 2001 yılında yeni bir ekonomik kriz yaşanır. Aydın Doğan tarafından ‘’Milliyet’i kurtarması için genel yayın yönetmenliğine getirilen Mehmet Yılmaz gazeteye yeni yüzler gerektiği gerekçesiyle Alpay’ın görevine son verir.
Şahin Alpay Nisan 2001’de o yıllar yeni kurulmuş olan İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlar. Bir yıl sonra da ‘’Zaman gazetesinden teklif alır ve kabul eder. Gülen’e yakınlığıyla bilinen medyanın amiral gemisi sayılan bu gazetede kendisini daha önce çalıştığı gazetelerin hiçbirinde olmadığı kadar özgür hissettiğini fark etmesi uzun sürmez. Bir agnostik olan Alpay yazılarında AKP hükümetinin reformlarını ve Avrupa Birliği yolundaki dış politikasını sempatiyle yorumlarken, Türk ordusunun ülke siyasetindeki rolü konusuna eleştirel bir bakış sergiler. AKP’nin kendisine milletvekili adaylığı teklif etmesi bu döneme denk düşer.
Şahin Alpay ilk kez Şubat 2011’deki yazılarında Erdoğan’ın giderek artan otoriter eğilimlerine ve güçler dengesinde yapmak istediği değişikliklere dikkat çekmeye başlar. 2013 yazındaki Gezi protesto eylemlerinin bastırılmasından sonra eleştirileri daha da keskinlik kazanır. Erdoğan’ı ‘İslamcı Kemalist’ olarak adlandırmaya başlar. Eleştiriye tahammülsüzlüğüyle bilinen Erdoğan, Alpay’ın yazıları karşısında çileden çıkar ve Bahçeşehir Üniversitesi’nden Alpay’ın görevine son vermesini ister. Dahası ‘Bu imansızı burada neden çalıştırıyorsunuz ki...’ diyerek kızgınlığını ifade ettiği iddia edilir...
Basında Hakkımda Yazılanlar