Bu sayfa JavaScript ile tam olarak çalışır. Aşağıdaki metin ve bağlantılar, JavaScript olmadan da arşive erişilebilsin diye sunulmaktadır.
Alpay hala mahkemeye çıkarılmadı
Nathan Shacharlent · Dagens Nyheter · 01 Ağustos 2017
"Lubjanka'da..." Tutuklanan bir meslektaşın nerede olduğunu sorduğumda Türk yetkilinin cevabı bu oldu. "Lubjanka" KGB'nin Moskova'daki öldürülecek olan yazarlar sorguya çektiği yerin adı. İstanbul'un altmış kilometre kadar batısında, Bulgaristan'a uzanan otoyolun üzerinde bulunan Silivri cezaevini kara mizahla böyle anılıyor. Yazar ve gazeteciler, mahkeme edilerek veya mahkemesiz hapsedildiğinde yeni adresleri burası oluyor.
Silivri, 11 bin kadar tutuklu kapasitesiyle dünyanın en büyük cezaevlerinden biri. Orada tutulanlardan biri, siyaset bilimi profesörü ve yıllar boyunca birçok gazetenin köşe yazarı 73 yaşındaki Şahin Alpay. Kaderini belirleyen son olarak Gülen hareketinin sözcüsü Zaman gazetesinde yazmak oldu.
Geçen salı günü, yazarları ve fikir suçlularını tıkmak için çok sayıda adli suçlunun salıverildiği ceza sömürgesinde bir yılı doldurdu. Yargılanmasına başlanmış değil ama savcılık, "silahlı terör örgütüne üyelik" ve "seçilmiş hükümete karşı darbe tezgahlamak" iddiasıyla üç kez ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasını istiyor.
Alpay, barışçı görüşleriyle tanınan, ılımlı ve ağırbaşlı bir insandır. Demokrasiye ve laikliğe bağlıdır, ama birçok fikirdaşı gibi o da uzun yıllar Türkiye'yi ayağa kaldıracağını umduğu ve İslamcı bir partinin ülkeyi demokrasiyle yönetebileceğini dünyaya göstereceğine inandığı Tayyip Erdoğan hükümetini desteklemiştir. Erdoğan rejimiyle Gülen hareketinin aniden düşman kesildiği Aralık 2013'e kadar Zaman'da yazmak tartışma konusu değildi.
Alpay'ı son olarak Etiler'de bir kafede gördüm. Aniden hükümetin, Erdoğan hükümetinin Suriye'de İslam Devleti örgütüne destek verdiğini yazan Bugün ve Millet gazetelerine el koyduğu haberi duyuldu. Zaman'ın günlerinin de sayılı olduğu açıktı ve Alpay gittikçe artan tehlike karşısındaydı. "Gazetede en kötü ihtimale karşı hazırlık yapılıyor; zor bir dönemden geçiyoruz," dedi.
"1971 askeri darbesi sonrasında İsveç'e sığındın ve orada 9 yıl yaşadın. Tekrar bavulları toplama zamanı değil mi?" diye sordum. "Hayır, sanırım bu defa gerekirse hapis yatmayı tercih edeceğim. Kaybedeceğimiz çok şey var. Teslim olmamak gerekir. Her zaman yazılarımda dikkatli olmamı öğütleyen eşim bile bundan vazgeçti. O da, hepimiz de, tek şansımızın susmak değil sesimizi yükseltmek olduğuna inanıyoruz."
Alpay hala iyimserdi. Seçmenlerin Kasım 2015'te yapılacak seçimlerde Kürtmlere karşı yeniden başlatılan savaşa hayır diyeceklerine ve Erdoğan'a bir ders vereceklerine inanıyordu. (Tam tersi oldu: savaş oy kazandırdı ve Erdoğan Haziran'da yitirdiği parlamento çoğunluğunu yeniden kazandı.)
Darbe girişiminden sonra bütün Zaman yazarları devlet düşmanı olarak damgalandı. Bir kısmı yeraltına geçti, bir kısmı İsveç'e sığındı. Ama Alpay, söylediği gibi, cezaevini seçti. Yaşlı laiklik taraftarı, şimdilerde iki koyu dindar Gülen taraftarı ile aynı hücreyi paylaşıyor. Zamanı okuyarak geçiriyor, ama serbest kalacağına dair umudu yok. (...)
Türkiye'de ifade özgürlüğü hiç bir zaman güvende olmadı. Erdoğan'ın kendisi 1999'da İslami eğilimli bir şiir okuduğu için İstanbul belediye başkanlığından alındı ve hapsedildi. Ama o hiç olmazsa başına gelenlerin nedenini biliyordu. Bugün onun hapse attırdıklarının çoğu ise, neden terörizm, vatana ihanet ya da casuslukla suçlandıkları hakkında hiç bir fikre sahip değil.
Basında Hakkımda Yazılanlar