Bu sayfa JavaScript ile tam olarak çalışır. Aşağıdaki metin ve bağlantılar, JavaScript olmadan da arşive erişilebilsin diye sunulmaktadır.
Hükümet, Türkiye’nin en yüksek yargı organını dinlemiyor
The Economist · 08 Şubat 2018
Haberi aldığında Elvan Alpay'ın kalbi duracak gibi oldu. Tarih 11 Ocak'tı ve Türkiye'nin Anayasa Mahkemesi, babası Şahin Alpay ve başka bir tutuklu yazarın serbest bırakılmalarını emretmişti. İçeri tıkılan yüzden fazla gazeteciden biri olan Şahin Alpay, 2016 yazında, kanlı ve başarısız bir darbe girişiminden iki hafta sonra gülünç terörizm suçlamasıyla tutuklanmıştı.
Elvan Alpay annesi ve birkaç arkadaşıyla birlikte onu şahsen karşılamak üzere babasının tutuklu olduğu cezaevine gitti. Ama karşılama mümkün olmadı. Cezaevi kapısında beklerken yerel mahkemenin ne emsali ne de hukuki temeli olan bir davranışla Anayasa Mahkemesi'nin kararını uygulamayı reddettiği ve Şahin Alpay'ın demirparmaklıklar arkasında kaldığı haberi geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hükümet üyeleri yerel mahkemeye alkış tuttular. Başbakan yardımcısı, ciddi ciddi Anayasa Mahkemesi'ni anayasayı ihlal etmekle suçladı. Elvan Alpay yıkıldı, ama tam da şaşırmadı. "İşler baştan saçma sapan ise, öyle olman gerektiğinde de şok olmuyorsun" diyor.
Tasfiyeye uğrayan ve safları boşalan bir yargıyla bu tür Kafkavari vakalar giderek yaygınlaşıyor. Geçenlerde bir mahkeme bir insan hakları kuruluşu olan Uluslararası Af örgütünün Türkiye sorumlusunun tahliyesine karar verdikten birkaç saat sonra başka bir mahkeme tekrar tutuklanmasına hükmetti. Aynı şey geçen ilkbaharda 19 kişilik bir gazeteci grubunun başına geldi. Tahliyelerine karar veren yargıçlar görevlerinden alındı ve haklarında soruşturma başlatıldı.
Ancak son vakanın yaygın ve daha ciddi sonuçları var. Hükümet Alpay kararını tanımayarak ülkenin yüksek mahkemesini iğdiş etti. Eski başkanlarından biri olan Haşim Kılıç'a göre, "Anayasa Mahkemesi işlevsiz bırakıldı."
Türk yargısındaki kargaşa Avrupa'nın başını ağrıtıyor. Alpay ve başkaları Türkiye'nin de üyesi olduğu, Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurmuş . bulunuyor. AİHM, Anayasa Mahkemesi'nin insan hakları ihlallerine karşı başvurulacak iç hukuk makamı olma niteliğini kaybettiğine hükmedebilir. Eski yargıçlarından biri olan Rıza Türmen'e göre, AİHM bu durumda onbinlerce başvuruyu kabul etmek zorunda kalabilir.
Diplomatik bir kavga da çıkabilir. Türkiye ve öteki Avrupa Konseyi üyeleri için AİHM kararları bağlayıcıdır. Alpay gibi gazetecilerin tutuklanmalarının hak ihlali olduğuna karar verecek olursa, hükümetin onları derhal serbest bırakması gerekir. Kararlara uymayacak olursa Türkiye bir dizi yaptırımla karşılaşabilir, nihayetinde Avrupa Konseyi'nden çıkarılabilir.
Geçen yıl onları Nazilere benzeten Erdoğan, Avrupalı liderlerle arasını düzeltme arayışında olduğundan bu tehlikeyi göze alması beklenemez. Ne var ki otoritesini sarsılmasına izin vermemeye de kararlılığını koruyor. 2016'daki darbe girişiminden sonra hapsedilen 50 bin dolayında kişinin bir kısmı bırakıldıysa da başkaları yerlerini alıyor.
Türk ordusu Suriye'deki Kürt asileri hedef alırken, hükümet de muhalefet üzerindeki baskıyı arttırıyor. Son üç hafta içinde Suriye'deki çarpışmaları sosyal medya üzerinden ve başka yollarla protesto eden 600 kişi gözaltına alındı. Savaş tamtamları pekala Türkiye'deki hukuk devleti açısından cenaze marşına dönüşebilir.
Alt mahkemelerin en üst mahkemenin kararını dinlemediğinde doğabilecek kargaşayı bir düşünün. Türkiye'de olan da bu.
PAGE \* MERGEFORMAT 23
Basında Hakkımda Yazılanlar