Bu sayfa JavaScript ile tam olarak çalışır. Aşağıdaki metin ve bağlantılar, JavaScript olmadan da arşive erişilebilsin diye sunulmaktadır.
Nazlı, Şahin!..
Cengiz Çandar · T24 · 28 Temmuz 2016
Yazıyla, konuşmayla Türkiye’de herhangi bir şeyi etkilemenin mümkün olmadığı kanısını taşıdığım bir dönemdeyiz. Bu nedenle, bu yazıyı bir umut besleyerek, bir konuda sonuç alabilmek düşüncesiyle yazmıyorum. Dayanılmaz bir vicdan borcu gereği yazıyorum. Nazlı Ilıcak ve Şahin Alpay, benden hiç değilse, bir yazı beklerlerdi hissine kapıldığım için yazıyorum. (...)
En başta, her ikisi de 70 yaşının üzerine çıkmış, günümüz cücelerinin bulundukları çukurun alçaklığından ötürü göremeyecekleri yükseklikte bulunan dev özelliklere sahip iki insana… Nazlı Ilıcak ve Şahin Alpay’ın şahsında, haksız ve adaletsiz tutuklamalar, gözaltılar, işkenceler ve iftiralara ve zulme her kim maruz kalıyorsa, bu yazıyı kendileri için de yazılmış kabul etsinler lütfen. (...)
Fethullah Gülen’e ve cemaatine “ne istedilerse verecek” imkânlara sahip bulunmayan Şahin Alpay gözaltında; “ne istedilerse veren” irade, Türkiye’nin başında.
Şahin Alpay, benim dile kolay, tam 50 yıllık arkadaşım. Hem de ne arkadaşım. Üniversite yıllarında başlayan, hiç tükenmeyen, artarak süre gelen bir uzun yol arkadaşlığı… Yoldaşım. Filistin yıllarımın ilk bölümünü birlikte geçirdiği yoldaşım, daha sonra askerlik ve dahası manga arkadaşım; ağabeyim, kardeşim, sevgili dostum.
Beraber geçirdiğimiz yarım yüzyıl aramızda sapasağlam, ebedi bir dostluk sıvası oluşturdu.
Şahin Alpay’ın bir dev özelliği varsa, bir “ahlâk ve namus abidesi” olmasıdır. Onun kadar özü sözü bir, dürüst bir adama rastlamak zordur. Ama, dahası, darbeden bu yana bir toplumun sahip olması gereken en temel özellikler bakımından pul pul dökülen böyle bir toplumda bugüne kadar nasıl varolabilmiştir; gerçekten meraka değer.
Şahin’in son 40 yılı, Prometheus’un insanlığa ateşi getirmeye çalışması misali, Türkiye’nin insanlarına “demokrasi bilgisi”ni getirme uğraşıyla geçti. Okudu, yazdı ve üniversitede yıllarca –yakın geçmişte emekli olana kadar- yüzlerce öğrenciye demokrasi dersi verdi.
Bana bir gün dünyada akla ve aklına gelmeyecek, en saçma şeyi bul ve söyle deseler; bu, herhalde Şahin’in “terör örgütü” bağlantısı iddiasıyla, evinin sabahın 6’sında basılıp, didik edileceği olurdu.
Yok, hayır! Bu dahi aklıma gelemezdi!
Nazlı Ilıcak durumundan farklı olarak, Tayyip Erdoğan’ın Şahin Alpay’ı tanımadığını biliyorum. Ama, Abdullah Gül’ün iyi tanıdığını da biliyorum. Darbe gecesi yürekli biçimde, en coşkulu haliyle darbeye karşı sesini yükselten 11. Cumhurbaşkanı’mızın ancak faşist bir darbenin yapacağı türden bu tür uygulamalara karşı çıkacak sesi yok mu, merak ediyorum.
Şahin Alpay’ın gözaltına alınması, tek kelimeyle, zulümdür! Başka bir şey değil.
Eğer Nazlı Ilıcak ve Şahin Alpay, Temmuz 2016’da ipe sapa gelmez ‘ terror örgütü üyeliği’ suçlamasıyla gözaltına alınıyorlarsa, “15 Temmuz Darbesi bastırıldı ve demokrasi kazandı” iddiası kocaman bir yalana dönüşür.
Basında Hakkımda Yazılanlar