Bu sayfa JavaScript ile tam olarak çalışır. Aşağıdaki metin ve bağlantılar, JavaScript olmadan da arşive erişilebilsin diye sunulmaktadır.
"Alpay, Avrupa ile Türkiye arasındaki köprüdür"
Dagens Nyheter, tartışma sayfası · 30 Temmuz 2016
Şahin Alpay İsveç'e siyasi mülteci olarak geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Şahin Alpay ve birçok meslektaşını tutuklatarak parlamenter demokrasi ve Türkiye'nin AB'ye yakınlaşması için kararlı bir şekilde çalışan güçlere karşı açık bir saldırı başlattı.
Gazeteci ve siyaset bilimci Şahin Alpay analizleri ile Türk kamuoyunun oluşumunda öncü bir rol oynadı. İlkbaharda rejim Zaman gazetesine el koyduğunda bu imkanını yitirdi. Şimdi hapiste.
Alpay, ait olduğu, İstanbul'un seküler ve entellektüel çevreleri içinde aykırı bir ses. Uzun süre Anadolu'nun inançlı Müslümanlarına ve giderek genişleyen küçük işletmeciler kesimine dayanan toplumsal tabanıyla Erdoğan'ın partisi AKP'nin, yalpalayan sosyal demokratlara ve eski seçkinlere nazaran Türkiye'nin demokratikleşmesine daha büyük bir katkıda bulunabileceğini, askerlerin siyaset üzerindeki etkisine son verebileceğini ve böylelikle AB'ye üyelik yolunu açabileceğini savundu. İngilizce kaleme aldığı köşe yazılarında Batı Avrupa ve ABD'deki okurlarına da bu görüşle seslendi.
AKP ve Erdoğan çevresindeki okurlara seslenen yazılarında ise AKP'nin başlattığı toplumsal değişimin demokrasinin derinleştirilmesi, Kürtlerle gerçek bir barış ve AB üyeliği hedeflerine yönelmesi gerektiğini savundu. Türkiye siyasetine yönelik eleştirel yazılarında Alpay, demokratik toplumun temel ilkelerinden hareket etti. Demokrasinin ve (Türkiye'de uygulandığı gibi din üzerinde devlet denetimi şeklinde değil) herkese din ve vicdan özgürlüğü anlamında sekülarizmin egemen olduğu, insan haklarının ve hukuk devletinin saygı gördüğü bir dünyaya inandığını yazdı. Bu, kimsenin cinsiyeti, etnik kökeni, dini inancı, beden engeli ya da cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir toplum demekti. Bu, aynı zamanda, anlaşmazlıkların savaş değil barışçı diyalogla ve müzakere yoluyla çözüldüğü bir toplum anlamına geliyordu. İnandığı dünyaya, insan uygarlığı diyordu. Ona göre günümüz dünyasında büyük çatışmalar dinler ya da kültürler arasında değil, her yerde insan uygarlığını savunanlarla buna karşı çıkanlar arasında cereyan etmekte.
Şahin Alpay, başka ülkelerde yaygın Türkiye'ye bakışı önyargılı ve şematik olmakla sık sık eleştirmiştir. Batı dünyasındaki oryantalizmin, yani genel olarak farklı halklara ve özellikle de Müslümanlara önyargılı ve tepeden bakan görüşlerin sert bir eleştirmenidir. Bir yandan Türkiye'nin Avrupa kurumlarına yakınlaşması için çalışırken, öte yandan Avrupa'nın dünya tarihine yaptığı sömürgecilik, ırkçılık, saldırgan milliyetçilik, otoriter laiklik, totalitarizm ve antisemitizm gibi karanlık katkılarına güçlü bir şekilde karşı çıkmıştır.
Alpay Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve onun otoriter yönetim tarzının en keskin eleştirmenlerinden biri olmuştur. Aynı zamanda çağdaş Türkiye tarihinin büyük bir bölümüne egemen olan otoriter laiklik uygulamalarına açıkça karşı çıkmıştır. Türkiye'nin sorunlarının temelinde etnik, dinsel ve sosyal bölünmelerin yattığına dikkat çekmiştir. Barış ve istikrarın ancak özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyle sağlanabileceğini savunmuştur.
Geçen yıl çıkan bir yazısında, 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük şanssızlığı olarak insan haklarına, evrensel değerlere ve hukuk devletine yürekten inanan önderlere sahip olmayışını vurguluyordu. Bu ideallere inananlar ya çok az sayıdaydı ya da yeterince yürekli değillerdi. Yöneticilerin büyük bölümü iktidardakilere ya da kendi maddi çıkarlarına bağlı olmayı tercih ettiler.
Son yazılarından bazılarında ise iktidar partisi saflarında artan bir hoşnutsuzluğun varlığına dikkat çekti. Entellektüellerin ve ayakta kaldığı kadarıyla eleştirel medyanın Erdoğan'a karşı bir direnişi başlatabileceğine değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın akademisyenlere, entellektüellere ve bağımsız medyaya karşı, Şahin Alpay'ın kendisini de hedef alan öfkesinin açıklaması bu olabilir.
Şahin Alpay İsveç'e siyasi mülteci olarak geldi ve birkaç yıl burada yaşadı. Stockholm Üniversitesi'nin akıllı yöneticileri ondaki yetenekleri gördüler ve diplomalarını yanına alamadan ülkesini terketmiş olmasına rağmen onu doktora programına kabul ettiler. 1980'de Stockholm'de yaşayan Türkleri konu alan bir tezle siyaset bilimi doktorasını tamamladı. Doktora tezi, göçmenlerin yeni ülkelerinin politik kültüründen nasıl etkilendiklerini aydınlatmayı amaçlayan büyük bir araştırma projesinin bir parçasıydı. Alpay araştırmasıyla, bugünün spekülatif klan-toplumu tartışmalarından çok önce, sosyal ilişki ağlarının Türkleri nasıl birbirine bağladığını, bir yanda işbirliğinin öte yanda çatışmanın İsveç toplumuyla olan ilişkilerini nasıl etkilediğini gösterdi. Türklerin İsveçlilere, İsveçlilerin de Türklere bakışı konusunda derinlemesine bilgi sağladı.
Şahin Alpay, nasıl İsveç'e devrimci bir Marxist olarak gelip, ülkesine liberal bir sosyal demokrat olarak döndüğünü anlatmıştır. Şaka yollu İsveç'i bütün dünya için çalışan, devrimcilerin girip liberallerin çıktığı bir çamaşır makinasına benzetmiştir.
Bu satırları yazan bizler Türkiye uzmanı değiliz, ancak yıllardır Türkiye'de olan biteni izlemekteyiz. Bizler ve Avrupa'da birçok siyaset bilimci ve gazeteci açısından Şahin Alpay Türkiye'de siyaseti ve toplumu anlamak açısından paha biçilmez bir rehberdir. Bu ülkeyi, insanlarını, tarihini ve kültürünü daha yakından tanıdıkça Türkiye'nin Avrupa demokratik ve açık toplumlar topluluğunda belirli bir yeri olduğuna daha çok ikna olursunuz.
Şahin Alpay şahsında Avrupa ile Türkiye arasındaki bu köprüyü temsil eder. Ailesinin kökenleri Yunanistan'a ve Makedonya'ya uzanır. İstanbul'da olduğu kadar Stockholm'de de kendini evinde hisseder. Türkiye ve Avrupa arasında anlayış ve etkileşime katkıda bulunmak için yorulmak bilmez bir çalışma içindedir.
Türkiye'nin Cumhurbaşkanı ve hükümetinden ve Türkiye'nin Stockholm'deki büyükelçiliğinden iki basit talebimiz var:
- Şahin Alpay'ı derhal serbest bırakın.
- Şahin Alpay'a ve meslektaşlarına bütün hukuk devletleri için vazgeçilmez olan ifade özgürlüğünü tanıyın.
Bu çağrıyı sadece Şahin Alpay'ın arkadaşları ve meslektaşları olarak yapmıyoruz. Açık ve demokratik Türkiye toplumunun dostları olarak da bu çağrıyı yapıyoruz.
Stockholm Üniversitesi siyaset bilimi doçenti Anders Mellbourn,
Dagens Nyheter eski genel yayın yönetmeni ve İsveç Dış Politika Enstitüsü eski direktörü
Stockholm Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Michele Micheletti
Uppsala Üniversitesi emekli siyaset bilimi profesörü Olof Petersson
Basında Hakkımda Yazılanlar